Geçmiş zaman olur ki... Oğuz TOPAÇOĞLU "BİR BABA HİNDİ"NİN HABER MACERASI... | Beşiktaş Çınar Gazetesi 
Köşe Yazıları Geçmiş zaman olur ki... Oğuz TOPAÇOĞLU "BİR BABA HİNDİ"NİN HABER MACERASI...

Geçmiş zaman olur ki... Oğuz TOPAÇOĞLU "BİR BABA HİNDİ"NİN HABER MACERASI...

2 ay önce     Köşe Yazıları 0
Geçmiş zaman olur ki...  Oğuz TOPAÇOĞLU

Geçmiş zaman olur ki...

Oğuz TOPAÇOĞLU

"BİR BABA HİNDİ"NİN HABER MACERASI...

O yıllar Hürriyet Adana bürosunda her sabah rutin gündem toplantısı yapılırdı. Ancak bu toplantı diğerlerinden farklıydı. Yılbaşı haberi yapacaktık; tüm bürolardaki arkadaşlarımızla aynı heyecanı yaşıyorduk, amacımız kendi büromuzun haberinin 1.sayfada yer almasıydı. Hepimizin kafasında klasik, bildik, şablon bir haber vardı. O da, bir banka ile anlaşıp Millî Piyango'nun astronomik Yılbaşı Çekilişi'nde vereceği paraların devasa görüntüsünü çekip haber yapmaktı. Bu haberi merkez her yıl yapıyordu zaten, Ceyhun Özgönül şefimizdi ve çok özgün bir haber yapalım dedi. Uzatmayayım benim yılbaşı hindisi önerim kabul edildi. Plânımı anlattım, pek başarılı olacağıma inanmasada şef sanatsal ve birazda mizahi yapıma güvenliğinden "hadi bakalım" diye start verdi. İyide hindiyi bulup, ona kafamdaki şekli verip haberin görselini nasıl hazırlayacaktım, zaman daralıyordu. Neyse hindi satan birini buldum, adam satma derdinde, git işine kardeşim diyerek yakalama işinde bana yardımcı olmadı.Bir taraftan da yagmur yagiyor.Ben de bu haberle ilgili kendime küfrederek "sen kaşındın oğlum, çek bakalım cezanı" diyerek, çamurlara bulanmama rağmen, saatler süren kovalamaca ve satıcının "hadi kardeşim oyalama beni, işimize bakalım" şeklindeki uyarılarının verdiği hırsla adeta uçarak hindilerden birini yakalamayı başardım. Satıcıya kapora verdikten sonra yüz-göz çamur içinde hindiyle birlikte evin yolunu tuttum. Bir duş aldıktan sonra sanatımı icraya koyuldum. Önce kafasına, yaptığım sarı-kırmızı renklerden ve köpükten oluşan tacı binbir zahmetle ve "glu glu" haykırışlarıyla itirazda bulunan hindiye rağmen monte ettim. Rahmetli babamın ipek fularını da boynuna doladım.

Sarıp sarmaladığım hindinin "Barok" işlemeli koltuğa kurulmasını sağladım. Başlangıçta çırpınarak bana direnen, kaçmaya çalışan hindi; fotoğraf makinasını görünce, meşhur olacağını anlamış olmalı ki, suspus olup baygın bakışlarıyla bana poz vermez mi! Şaka şaka... İş fotoğrafını çekmeye gelince çırpınıyor, verdiğim pozu bozuyor, kadrajdan çıkıyor ve manuel makinamla bir türlü istediğim fotoğrafını çektirmiyordu. Çıldırmak üzereydim. Sonunda saatler süren uğraş sonucu ikimizde yorulmuştuk, ancak pes eden o olmuştu. Sonunda yorgun ve baygın bakışlı harika fotoğraflarını çekmeyi başardım. İş, bugün olduğu gibi o günde çok pahalı olan hindiyi sağ salim satıcıya teslim ettim. Haber gecikmesin diye telaştan kafasına bantladığım tacı sökmeden salıvermişim. Garip hindicik, onca badireden sonra arkadaşlarına kavuşmanın heyecanıyla sürüye katılıvermişti ki, kıyamet koptu. Yüzlerce hindi "Bu ne hâl" der gibi hep bir ağızdan canhıraş bir şekilde "glu glular" çekerek bizim hindinin üzerine saldırdılar. Hani rahmetli Levent Kırca'nın "O ne lan gaffandaki" parodisi misali hep birlikte hakyvanin tacini adeta patcalasilar. Elbette bizim.hindide ayaklariyla tacinin sokulmesine.yarsimvci oldu. Hayvan haklarini savunanlardan ozur diliyoeum, yaptiklarim sadece masum.bir haber içindi, eziyet diye düşünmeyim ve beni affedin. Sonuç olarak,

özetle; bizim hindi, o yıllar medyanın "Amiral Gemisi" kabul edilen Hürriyet gazetesinin 1. sayfasına "Bir baba hindi, etimi yedirtmem dedi" haberiyle kuruldu. Bir sonraki yıl, hindi haberinde yakaladığım başarı nedeniyle, yine bana görev verildi ve ben de bu defa bir koç üzerinde çalışma yaptım. Bu defa tecrübemi konuşturup yeğenimin yardımını almıştım. Sürünün en iri koçunu yakalamıştık, güçlükle zaptettiğimiz ve zaman zaman elimizden kaçırdığımız koç, soğukalgınlığı yaşıyordu. Kollarımızdaki koçu çekime hazırlarken hayvan habire sümkürüyordu ve sümkürmeleri yüzünden ağzımız yüzümüz salya sümük olmuştu, ama harika fotoğraflar elde etmiştim. Ancak onca sümüğe, emeğe rağmen fotoğraflara defalarca bakarak gülen şefim ve ben, dini hassasiyetten ötürü koçun karikatürize edilmesine birlikte karşı çıktık ve haberden ortak kararla vazgeçtik... CRT HABER MERKEZİ

    Bu habere henüz bir yorum yazılmamış. İlk yorumu siz yazın!