Gurur kaynağımız Gazeteci Yazar Adanalı Melike Birgölge'yi tanıyalım; | Beşiktaş Çınar Gazetesi 
Yerel Haberler Gurur kaynağımız Gazeteci Yazar Adanalı Melike Birgölge'yi tanıyalım;

Gurur kaynağımız Gazeteci Yazar Adanalı Melike Birgölge'yi tanıyalım;

7 ay önce     Yerel Haberler 0
 Gurur kaynağımız Gazeteci Yazar Adanalı Melike Birgölge'yi tanıyalım;

Gurbetteki temsilcimiz gurur kaynağımız Gazeteci Yazar Adanalı Melike Birgölge'yi tanıyalım;

Melike Birgölge Kimdir?
 
Melike Birgölge Adana'da doğdu.
Ayşe Birgölge ve Hasan Birgölge'nin evladı.
 
Gazeteci – Yazar – Yapımcı – Kültür Sanat Yazarı – Tiyatro Eleştirmeni... 1976 Adana doğumlu. A Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü mezunu. 5 kitabın yazarı. 2003 - 2008 yılları arasında ekolay.net internet sitesinde Editör –Köşe yazarı - Yazı İşleri Müdürü – Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı olarak çalıştı. 2008 – 2013 yılları arasında Hürriyet Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı, röportajlar yaptı, özel haberlere imza attı. Milliyet Sanat Dergisi ve Yeni Tiyatro Dergisi’nde eleştiri yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya devam etmekte. Yeni Tiyatro Dergisi 4. ve 5. Emek ve Başarı Ödülleri jüri üyesi. Televizyonda 60 hafta yayınlanan MAKSAT SANAT adlı kültür sanat programının yapımcısı, proje tasarımcısı ve genel koordinatörü.
35 Yıllık Gazeteci Şahin Özer olarak,Melike Birgölge'yi geç tanıdım, çok eksiğim.
Oysa Emin Çölaşan,Uğur Dündar,Yılmaz Özdil,Nedim Şener,mustafa Balbay ve Genel Başkanım Atilla Sertel, komşum Aile dostum Yusuf Asal ve Murat Ağırel'i okur ve yakinen de,tanırım.
Dün geceden beri, “Melike Birgölge'nin yazılarını arıyorum buluyorum ve okuyorum.Yine Okuyorum.Yine yine onunla gözlerimi utanarak,onunla kapatıyorum.
Ben Melike Birgölge’yi bir dost tavsiyesi ile çok geç tanıdım bunun için Çok üzgünüm.
Ben nasıl hiç Melike Birgölgeyi okumamışım bilmem!
“Oysa Kim olduğumuzu bilmeyenler varsa! demiş.
” birlikte Hürriyet Gazetesinde çalışmamıza rağmen, Göz göze hiç gelmesek de,
Bir değil, çok eksiğim var hâlâ.
Giden günlerime yanıyorum.“Sonradan” bile olsa,bundan böyle artı 1’im...Melike'dir“merhaba”
Melike Birgölge'nin
28.01.2013 de Hürriyet Gazetesindeki Köşe yazısı.
Hayatımdaki erkekler!
Hayatı öğreten de vardı, incelikleri gösteren de… Sürprizlerle uçuran da vardı, dedikleriyle inciten de… Aşkı yaşatan da vardı hüzünle kuşatan da… Kimi mesleğimde - kariyerimde kilometre taşım oldu kimi de hayatımdaki önemli dönemecim! Kimler mi onlar?
Kimi hayatı öğretti bana, tökezletmek isteyenlerin yerine.
Kimi doğru ya da yanlış ne yaparsam yapayım arkamda oldu.
Kimi aşkın bulutlarında sevdayı yaşattı, kimi hüznün topraklarında anlatılmaz acıyı…
Kimi de doğruluğun yolunda ilerlerken güzel ve anlamlı hayat yaşamak konusunda verdiğim mücadelemde benden desteğini esirgemedi.
Kimi mesleğimdeki kilometre taşım oldu, kimi de hayatımdaki önemli bir dönemecim...
Başarı konusunda açılmamış kanatlarımı açarak yükseklere uçabileceğimi gösteren de vardı.
Bana çok şey öğrettiler.
İşte hayatımdaki erkekler!
Sevdiğim ilk adam!
Hayatımdaki ilk erkek de diyebiliriz!
Hani yaşanan ikili ilişkiler için derler ya, ‘Gözümü onunla açtım’ diye.
Aynen öyle...
Gözümü açtığımda gördüğüm ilk erkekti!
Sevgiyi, saygıyı, doğruluğu, dürüstlüğü, sessiz, sakin olabilmeyi, zararlı şeylerden, kavgalardan, tartışmalardan uzak durmayı, olaylar karşısında soğukkanlı olabilmeyi, ne iş yapılırsa yapılsın o işte en mükemmele ulaşmayı, yapılan her işte bir önceki işten daha iyi sonuç çıkarmayı, kendini sürekli geliştirmeyi, her yeni günde yeni şeyler öğrenebilmeyi, azimli olmayı, daha çok okumayı bir şeyi yapacaksan şikâyet etmeden yapmayı, bulunduğun ortama uygun yaşayabilmeyi ama daha iyi ortamlarda bulunabilmek için de çabalayıp çalışmayı, elinden geldiği kadarıyla iyi ve kaliteli yaşamayı, ne yaparlarsa yapsınlar her koşulda insanları sevmeyi, herkese saygı göstermeyi, kimsenin hakkını yememeyi ve hayatla ilgili birçok şeyi…
Bunları bana öğretmesinin yanı sıra...
Seneler önce yarım bıraktığı üniversite eğitimine 20 yıl sonra girdiği üniversite sınavına girip kazanarak yeniden başladı. Bölüm birincisi olarak üniversiteyi bitirmesiyle, ‘Hiçbir şey için geç değil!’ sözünü doğrulayan, sonra ‘Öğretim Görevlisi’ olarak yoluna devam eden, azmin zaferini başarıyla taçlandıran…
Doğruluk, dürüstlük, azim, sevgi, saygı; senin diğer isimlerindir bende saklı olan… Ve bunları kendime ilke edindiğim… Canım babacığım; Hasan Birgölge…
***
Yıllar önce gazetecilik yapmak tutkusuyla bir dergi-gazeteye girmek için çok çabalayıp da sonuç alamadığım dönemlerin birinde şu an Doğan Burda Risolli Yayıncılık'ın CEO'su ve Hürriyet Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapan ama bağlantı kurduğum o yıl Milliyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni olan Mehmet Y. Yılmaz’a şöyle dediğimi hatırlıyorum. “Ben gazeteci olmak istiyorum. Bu konuda yetenekli olduğum belirtiliyor. Ama tutkuyla çalışmak istediğim mesleği yapamıyor, bir gazeteye giremiyorum. Gazeteci olmak için illa gazeteden tanıdıklarımın olması mı gerek, yoksa yetenek mi?” dediğimde, “Tabii ki yetenek! Hemen geliyorsun, bu konuyu konuşuyoruz” olmuştu aldığım cevap.
 
Yaptığımız görüşmeden sonra gazetecilik ve yazma serüvenim süresince beni destekleyen, yüreklendiren, ilk iki kitabımın arka kapağına ‘Melike Birgölge, genç bir yazar olmasına karşın yazdığı her konuya yetkin üslubu ve zekâ pırıltıları ile yaklaşan meslektaşım’ diyerek mesleğimle ve benimle ilgili düşüncelerini de yazan Sayın Mehmet Y. Yılmaz…
***
2004 yılında ilk kitabımı basmak üzere yazar - yayınevi olarak ilginç bir şekilde birbirimizi bulduğumuz, dolayısıyla Yakamoz’un ilk yazarlarından biri olan beni, ilk kitabımdan bu yana çıkardığım beş kitabımda da destekleyen yayıncım Haluk Derince…
***
İşsiz olduğum bir dönem, beni aradığında Adana’da olduğumu öğrenince şaşıran, “Ne işin var orada? İşlerini halledip geliyorsun. Senin içten, akıcı anlatımınla, güçlü kaleminle, insanlara bir şeyler veren yazılarınla, röportajlarınla medyada, basında olman lazım” diyerek beni Adana’dan İstanbul'a çağıran ekolay.net eski Genel Müdürü Yalçın Sayın…
***
Onunla yaptığım röportaj sonrasında birkaç kez karşılaşıp sohbet ettiğim; benim gazetecilik ve yazı yazma tutkum karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen, bunu da, “Kendi çocuklarıma bile gazeteci olma, dedim. Ama senin bu mesleği yapma tutkunu, araştırmacı yönünü, içten üslubunu, samimi yazılarını, araştırarak yaptığın röportajlarını, sorduğun kaliteli soruları görünce… Bu mesleği yapmalısın, Melike” diyerek belirten Sayın Hakkı Devrim…
***
Yaşama dair özellikle aşk üzerine yazdığı yazılarda hüznün de aslında aşk gibi hayatın kaçınılmaz gerçeklerinden biri olduğunu, bunun yanında aşkın haşmetini bizlere fark ettiren, yaşamın ta kendisi olan satırlarını keyifle okuduğum, bana destek olan başka bir isim var sırada.
“Sözler gerçeğin sadece ifadesi değildir! Sözler çoğu zaman gerçeği, hayatı bir hamur gibi yoğurur, biçimlendirir, heykel yaratır. Melike Birgölge’nin en sevdiğim özelliği, bunu bilerek yazması! Sözün gücünü kendi üzerinde sınamış, bunu öğrenmiş, bilen biri olarak yazıyor. Melike, sözleriyle gülümsetmek, hüzünlendirmek, düşündürmek, ‘Ah’ çektirmek, umut vermek, hissettirmek istiyor ve bunu çok iyi başarıyor. Ama asıl önemlisi okuruna aşk ve hayattaki mutlulukların yanı sıra acıları, acıdan süzülmüş sevinçleri de anlatıyor. Kasmadan, şişinmeden, ‘hava’ atmadan kendi bildiği, içinden geldiği gibi yazıyor. Onu okumak, ne yalan söyleyeyim; bana yağmurlu bir günde kıyıda oturup uzun uzun denizi seyretmeyi anımsatıyor. Onun yazılarında hüzün, hayatın engin kucağında yavaş yavaş etkisini yitiriyor!” diyerek desteğini benden esirgemeyen değerli meslektaşım Haşmet Babaoğlu…
×××
4 Ekim 2013 de
Funda Erkoç Melike Birgölgeyi kalemine şöyle almış....
Hürriyet gazetesinin başarılı yazarı Melike Birgölge işten çıkarılmanın şaşkınlığını yaşıyor....Birgölge işten çıkarılmasını ve durum karşısındaki duygularını Facebook'taki hesabından sevenleri ile paylaştı işte o duygu dolu yazı....
Hürriyetimi elimden aldılar! 6 yıllık macera sona erdi. 1 ay önce 6. yılıma girdiğim Hürriyet Gazetesi'nden birkaç gün önce tam da köşe yazımı yazarken gelen telefonla işime son verildi !!! Hem de sebepsiz!
'Yazılarınız okunmuyor? deseler bile iyi bir sebep olabilirdi. Birkaç gündür şoktayım. Aşkla, tutkuyla, coşkuyla yazarak yüzlerce kalplere dokunduğum yazılarımın değerli okurları iyi ki varsınız.
Şunu biliyorum i, hürriyetimiz alımız ve kalbimiz! Bakalım bundan sonraki yeni denizim neresi olacak? Haberi aldığımdan beri yanımda olanlara özellikle (bugün benimle bağlantıya geçerek beni çok ama çok mutlu eden) Yılmaz Özdil'e (bana dedikleri, üslubumu, duruşumu, farkımı anlaması, desteği öyle anlatılmaz ki?) çok teşekkür ediyorum.
Hepinizi seviyorum.
×××
Saygıdeğer meslektaşım Gazete Duvar'dan,Özkan Özgür Melike ile harika bir söyleşi yapmış.Noktasına virgülüne dokunmadan paylaşıyoruz;
Sizin için kullanılan hitap biçimlerinden hangisi daha çok hoşunuza gidiyor?
Benim için söylenen lakaplardan en çok hoşuma giden Kelebek. Ne mutlu ki; kelebek kanadındaki renkleri, naifliğimi, en küçük şeylere bile mutlulukla kanat çırpışımı, uçtuğumu görüyorlar sanırım.
Melike Birgölge.
2. Sizden daha zeki olduğunu düşündüğünüz arkadaşlarınız var mı?
Olmaz mı? Ve bu zeki arkadaşlarımdan, karşılaştığım zeki insanlardan çok şey öğreniyorum, haybeme atıyorum. Gün geliyor onlardan öğrendiklerim, yeri geldiğinde bir kıvılcımla işime yarayarak ya da güzellik katarak yazılarımda ya da hayatımda kendini gösteriyor.
3. Arada sırada saçma şeylerle uğraşmak zorunda olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Maalesef evet… Bugün varız yarın yokken, bir saniye sonrasında ne olacağını, ne olacağımızı bilemezken, ölüm gibi gerçek varken, incir çekirdeğini doldurmayacak saçmalıklarla hangimiz uğraşmıyoruz ki çoğu zaman.
4. ‘Tüm yaşadığım sıkıntılara değdi bu!’ dediğiniz olaylar yaşadınız mı?
2004’te ilk kitabım çıktığında, Hürriyet’te köşe yazarı olarak çalışmaya başlayıp ilk yazımı yazdığımda; yapımcılığını üstlendiğim televizyon programımızın çekimlerini 60 hafta başarıyla gerçekleştirdiğimde; yazdığım şarkı sözüm bestelenip albüme girdiğinde…
5. Bir evcil hayvanın insanı mısınız? Geçmişte böyle bir deneyiminiz oldu mu, ileride bir gün düşünür müsünüz?
Yirmili yaşlarımda evcil hayvan insanıydım kısa bir süre. Çok tatlı, minik bir kediydi. Odamın dışında yatağı vardı. Her sabah ben uyurken çarşafa tırmanıp yorganımın altına girip, beni uyandıran maskara bir bıcırıktı. Fakat evin çeşitli yerlerine pisleyince, tuvalete alıştıramayınca vermek zorunda kaldım çok üzülerek. Son yıllarda bir evcil dost alamadım, çoğu zaman şehir dışına çıktığımda ardımda bırakmak istemediğimden.
6. Çocukluğunuzdan kalan ve ilk fırsatta tatmak istediğiniz özel tat var mı?
Çocukluğumdan… Bahçemizden topladığımız kiraz, incir, yeni dünya… O günlerden kalan şeftalilerin mis kokusu burnumdadır hâlâ. Bahçemizdeki gül ve yasemin kokuları da öyle… Ve özlediğim o yıllardaki tatlara gelince, babaannemin yemekleri tabii ki.
7. Sanatın ya da sanatınızın neresindesiniz?
Sanatsal etkinlikleri sevmemin yazmamın yanı sıra yoğun yaşadığımdan olsa gerek… Sanat, benim için aşk… Elif Şafak’ın “Ya tam ortasındasındır, merkezinde” dediği gibi… Tam ortasındayım, merkezindeyim sanatın. Koşarım, uçarım tiyatro, film, resim, heykel, müzik, kitap söz konusuysa.
8. Ezberinizde şiir var mı? Hangi şairin hangi şiiri?
Louis Aragon’un Büyük Bir Sır Söyleyeceğim Sana, Elsa’ya Şiirler; Atilla İlhan’ın Böyle Bir Sevmek, Beni Koyup Gitme, Ben Sana Mecburum; Yahya Kemal Beyatlı’nın Sessiz Gemi’si bir başkadır benim için. Ayrıca Nazım Hikmet’in, Özdemir Asaf’ın ve Turgut Uyar’ın şiirlerinde, dizelerinin satır aralarında yeni şiirlere çıkar yolum.
9. Okuduktan sonra çok etkilendiğinizi düşündüğünüz bir kitap var mı?
Ayırt edemediğim, bir değil birçok… Stefan Zweig’in Satranç’ı, Paulo Coelho’dan Kazanan Yalnızdır, Gabriel Garcia Marquez’den Yüzyıllık Yalnızlık, Patrick Süskind’in Koku’su, Elias Canetti’den Körleşme, Goethe’nin Genç Werther’in Acıları, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı, Sabahattin Ali’den Kürk Mantolu Madonna, Değirmen; Kafka’dan Dönüşüm, Gülriz Sururi’den Kıldan İnce Kılıçtan Keskince, Bir An Gelir; Ferhan Şensoy’dan Kalemimin Sapını Gülle Donattım, Ayşe Kulin’in Adı Aylin ilk aklıma gelenler.
10. En son ne zaman tiyatroya gittiniz?
Sezonda hemen hemen her gün tiyatroya giden biri olarak en son iki gün önce… Ki her sene nisan sonunda biten sezon bu yıl haziran sonlarına geldiğimiz bu günlere kadar devam etmesi sebebiyle… 3 ay nasıl geçecek bakalım tiyatrosuz? Özleyeceğim sahneleri; çıkmak için değil, oyunları izlemek için tabii.
11. Belleğinizde yer eden ve tavsiye edeceğiniz bir film var mı?
5 film… Jean Dujardin ve Berenice Bejo’nun rol aldığı, Michel Hazanavicius’un yönettiği Artist; başrollerini Colin Firth, Geoffrey Rush’un oynadığı, Tom Hooper’in yönettiği Zoraki Kral; Lubna Azabal, Melissa Dosermaux – Poulin, Remy Girard’ın oynadığı ve Denis Viieneuve’nin yönettiği İçimdeki Yangın / İncendies; Pierre Niney, Paula Beer ve Ernst Stötzner’in rol aldığı, Fraçois Ozon’un yönettiği Frantz; Mert Fırat ve Saadet Işıl Aksoy’un rol aldığı ve İlksen Başarır’ın yönettiği Başka Dilde Aşk beni etkileyen ve önereceğim filmler arasında…
12. Size göre ‘yabancı’ kimdir?
Kendini tanımayan, ne yapacağını bilmeyen kişi, sadece bana göre değil, kendine bile yabancı değil midir aslında?
13. En son ne zaman haksızlığa uğradığınızı düşündünüz?
Yakın zamanda yaşadığım bir haksızlık oldu mu hatırlayamadım ama 2013’te, 6 yıl aşkla tutkuyla köşe yazıları yazdığım röportajlar yaptığım gazetemin, bana hiçbir sebep göstermeden işime son vermesi, beni üzen, karşılaştığım bu haksızlık oldu.
14. Hak etmediğini düşündüğünüz birilerine saygı göstermek zorunda kaldığınız oldu mu?
Sanırım hayır, olmadı ne mutlu ki!
15. Günlük hayatta görünce nefret ettiğiniz hareket nedir?
Sebebi ne olursa olsun yapılan saygısızlıklar, haksızlıklar, saçma konuşmalar – davranışlar…
16. Sizi umutlandıran bir duruma örnek verir misiniz?
Sıradan olmayanlar, farkını ortaya koyanlar, üretenler, yaratanlar, mucitler, asiler, deliler ve dahiler…
17. Hayallerinizin peşinden koştunuz mu? Hayal kurmaya devam ediyor musunuz?
Hem de nasıl… Yıllarca peşinden koştum çok, hayallerime bıyık altından gülenlere, ‘Yapamazsın, olmaz, zor’ diyenlere inat! Sonuç ne mi oldu; lise ve üniversite yıllarımda dergilerde ve gazetelerde yayınlanan yazılarımın röportajlarımın sonrasında, 26 yaşında gazeteci oldum, 32 yaşında Hürriyet’te köşe yazarı oldum. 2004’te ilk kitabım çıktı, 5 kitap yazdım, bir sözüm bestelendi. 60 hafta 'Maksat Sanat 'adını verdiğim kültür sanat programının A’dan Z’ye yapımcılığını üstlendim, ne şahane bir duygudur ki; sevilen, çok değerli ünlü isimleri bir telefonumla programımıza konuk etme güzelliğini, mutluluğunu yaşadım.
Hayal kurmaya devam ediyorum tabii ki. Ve şunu da eklemek isterim ki, hayalleri olanlar uyumaz!
18. Rekabetçi olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Rekabetçi olsaydım şu an çok başka yerlerde olurdum sanırım. Yaptığım iş her neyse, onun en iyisini yapmaya çalışmak derdindeyim. Bunun yanı sıra… Sınırlarımı aştığımda, kanatlarımı açtığımda yapabileceklerimi ve bunların gerçekleştiğini görmek kendimle rekabet yolumda doğru ilerlememin göstergesi galiba.
19. Özür dilemeyi ve teşekkür etmeyi ihmal ettiğiniz olur mu?
Ne ihmal etmesi, tam tersi… Hatta gereğinden fazla teşekkür ettiğim olur bazen. Bir yere giderken yol veren veya adres sorduğum bir insana, tezgahtara, garsona…
20. Neyi ya da kimi özlüyorsunuz?
2012’de kaybettiğimiz, doğumum itibariyle bana bakan, 28 yaşıma kadar yanımda olan, bende emeği çok canım babaannemi çok özlüyorum. Bir de şu an yurt dışında olan, ikibuçuk yıl öncesine kadar altı yıl boyunca her gün 4 – 6 kere konuştuğum arkadaşımı, sohbetlerimizi ve uzun yürüyüşlerimizi…
21. Stres atmak ya da kafanızı dağıtmak için ne yaparsınız?
Şarkılar dinlerim bazen eşlik ederek, uzun yürüyüşler, iyot kokusunu içime çekerek, martıları beleyerek deniz kenarında demlenirim.
22. Şu ana kadar geçen hayatınızı özetleyen kelime hangisidir?
Sabır, inanmak ve vazgeçmemek!
23. Allah gecinden versin, hak vaki olursa, geride kalanların sizi nasıl anacağını düşünüyorsunuz?
‘Kelebek kadın… Pozitif, gülen, gülümseten, insanları seven, onların iyiliğini isteyen, herkesin yardımına koşmaya çalışan, bazen gereğinden fazla fedakarlık yapan, içi dışı bir, küçük şeylerle mutlu olan, kalemi iyi, dürüst biri’ diye anarlar diye düşünüyorum.
×××
Adanalı Melike Birgölge'nin kitaplarını kitapevlerinden arayın bulun okuyun tavsiye ediyoruz. CRT MEDYA Olarak, Adana'nın yüzakı hemşehrimiz Melike Birgölge'ye Sağlıklı ve mutlu başarılarla dolu nice yıllar,diliyoruz. CRT HABER MERKEZİ
 
 
 8,7 B Erişim
 
    Bu habere henüz bir yorum yazılmamış. İlk yorumu siz yazın!