AHMET KEKEÇ AĞABEYİMİN ARDINDAN. HODRİ MEDYAM Oğuz Topaçoğlu | Beşiktaş Çınar Gazetesi 
Gündem AHMET KEKEÇ AĞABEYİMİN ARDINDAN. HODRİ MEDYAM Oğuz Topaçoğlu

AHMET KEKEÇ AĞABEYİMİN ARDINDAN. HODRİ MEDYAM Oğuz Topaçoğlu

9 ay önce     Gündem 0
AHMET KEKEÇ AĞABEYİMİN ARDINDAN. HODRİ MEDYAM  Oğuz Topaçoğlu

AHMET KEKEÇ AĞABEYİMİN ARDINDAN. HODRİ MEDYAM

Oğuz Topaçoğlu

Pandemi aklımızı başımızdan aldı da, önce söyleyeceğimi ancak söyleyebiliyorum; evet benim sevgili Ahmet Kekeç ağabeyim hakkınızı helâl ediniz, ben de emeğiniz çok. Gecikmiş bir yazıdır, ancak genç yaşta virüs nedeniyle ani vefatınızın şokunu henüz atlatmış değilim. Vefatınızın akabinde Facebook hesabımdan yaptığım paylaşıma öyle dönüşler aldım ki, "işte dedim benim usta gazeteci, değerli büyüğüm Ahmet Kekeç ağabeyim..." Bu yazıyı kaleme alırken karşımda hissediyorum ve imlâ, ifade düşüklüğümden fırça yiyeceğim diye kalbim ağzımda atıyor. Bu hissiyatım nedeniyle de siz okurlarımdan özür diliyorum şimdiden. Her ne kadar sürç-i lisan edersem affola.
Beni duygulandıran ifadelerden biri ve beni en çok
etkileyeni; 1975 yılında Istanbul'da, hem çalışıp hem üniversitede okurken Babıali'de tanıştığım usta gazetecilerden Süleyman Yağız ağabeyimin beni çok duygulandıran ifadeleri oldu.
Gazeteci kökenli Başbakanlarımızdan merhum Bülent Ecevit'e yakınlığıyla bilinen ve Ecevit ile ilgili kitapları bulunan gazeteci, yazar, şair ve ,21.dönem DSP Milletvekili Süleyman Yağız ustamız, "Oğuz Bey, dünya görüşlerimiz çok farklıydı. Fakat orta kuşak muhafazakâr yazarların kalemi en güçlü 2 yazarından (diğeri Çerkes büyüğüm Ahmet Tezcan) biriydi. Entelektüel bir yazardı. Karşı görüşten olanlarla da dost olmasını bilirdi..." diyordu.
Gazeteci büyüğüm, ustam merhum Ahmet Kekeç, bir ricamı iki etmedi ve kitabına adını verdiği "gazeteciyim ama tedavi görüyorum"adlı başlığı meddah gösterim için değerlendirme me izin verdi. Gelelim "hodri medyam" sözüme... Geçtiğimiz günlerde, benim de yönetiminde olduğum Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız R.Kaya Tepe göreve geldiğinin 1. yılında yaptıklarını, yapmak istediklerini ve maalesef pandemi nedeniyle de yapamadıklarını meslektaşlarıyla paylaştı. Bu bir gazeteci olarak başta benim ve meslektaşlarımın alışık olmadığı birşeydi. Bir yıl gibi çok kısa bir sürede kendi payıma hiçte alışık olmadığım güzelliklere şahit oldum. Sonra ne mi oldu? Haksız yere Başkanımız Kaya Tepe'yi suçlayanlar oldu. Sonuçta öğrendiğime göre; "aile içi" bu konu "kol kırılır yen içinde kalır" misali kapandı ve şimdilik sağduyu kazandı. Son olarak "Biz 40 kişiyiz ve birbirimizi biliriz"
Sevgili meslektaşlarım dediğim gibi gazetecilere yakışan yapıldı ve şimdilik sağduyu kazandı. Bu yazıyı kaleme almadan önce birçok meslektaşımız ile görüştüm ve ben de şimdilik sağduyulu ağabeylerimin fikirlerine iştirak ederek bu meslek içi mevzuları kendi aramızda çözebileceğimize inanıyorum diyorum.

Bu arada unutmadan, görüştüğümü söylediğim vefalı gazeteci arkadaşlarımdan Yusuf Çelik bana öyle birşey hatırlattı ki...Sadece kendisine kıymetli sözleri için, meslekte 45 yılını doldurmuş bir gazeteci olarak bugüne kadar aldığım en büyük ödül olmuştur diyorum. Yusuf ağabey burada yazamıyorum, zira kendimi övmeyi sevmem; son söz olarak size teşekkür ediyor ve "Mâni oluyor halimi takrire hicâbım" diyorum. Kalın sağlıcakla... CRT HABER MERKEZİ

    Bu habere henüz bir yorum yazılmamış. İlk yorumu siz yazın!